Uz. Dr. Ahmet ARPACI Kimdir?
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  İletişim
 
 
 
 
Uzm. Dr. Ahmet Arpacı'nın Yazıları


Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Frengi(Sifiliz)
Frengi direkt ve indirekt temaslarla bulaşabilen Treponema pallidum denilen bir mikroorganizmanın sebep olduğu, tüm vucut sistemlerini tutabilen bütün deri hastalıklarının görüntülerini taklit edebilen tarihin en eski hastalıklarındandır.

Frengi üç safhadan oluşur. Birinci safhanın ilk ve en önemli belirtisi şankr denilen yaradan ibarettir. Frenginin ikinci safhasında çok değişik belirtiler bulunmaktadır; ciltte kızarıklık, saç dökülmesi, boğaz acıması, ateşlenme gibi belirtiler görülebilir. Üçüncü safhada iç organ tutulmaları başta olmak üzere çok daha kalıcı insanı öldürebilen belirtiler görülür.

Frenginin tedavisi sifiliz tedavi yönetmeliği çerçevesinde penisilin ile mümkündür.

Bel soğukluğu (Gonore)
Bel soğukluğu, gonokok denilen mikroorganizma tarafından 2-14 gün kuluçka süresinden sonra oluşan cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Bel soğukluğu hastalığının bazen dolaylı bulaşma şekilleri de vardır.

Bel soğukluğunun belirtileri asemptomatik vajen veya üretradan beyaz, sarı, yeşilimsi akıntı, idrar yaparken yanma, kasıkta ağrı, ilişki sırasında ağrı, boğaz enfeksiyonu şeklindedir.

Bel soğukluğu tedavisi antibiyotik kullanımı ile gerçekleştirilmektedir.

Yumuşak Şankır(Ulkus Molle)
Yumuşak Şankır Dukrey Basili denilen bir mikro organizma ile oluşmaktadır. Yumuşak Şankır hastalığında görülen ülser şeklindeki cilt yaralarının tabanları yumuşaktır ve bu yaraların sayısı birden çoktur.

Yumuşak Şankır hastalığı tedavisinde antibiyotikler kullanılır.

AIDS
AIDS’ in etkeni, İnsan İmmünyetmezlik Virüsü'dür (HIV). HIV kişiden kişiye semen, vajinal sıvılar ve kan yoluyla bulaşır. HIV, vücudu enfeksiyonlara karşı koruyan akyuvarların yeterli miktarda yapımını engeller. Dolayısıyla vücut, bakteri ve virüslere karşı savaşamaz hale gelir. Diğer taraftan AIDS teşhisi, ölümle eşdeğer tutulmamalıdır. Düzgün ve doğru bir bakım ve tedaviyle AIDS hastaları da yıllarca üretken bir hayat sürebilir. Bu nedenle HIV enfeksiyonu, şeker hastalığı gibi kronik bir hastalık olarak kabul edilmelidir.

AIDS HASTALIĞINDA BELİRTİ ve BULGULAR
AIDS Hastalığında, virüsün alınmasından klinik bulgular ortaya çıkıncaya kadar geçen kuluçka dönemi yaklaşık 2-5 yıldır. Hiçbir klinik belirtinin bulunmadığı bu dönemde kanda HIV antijeni, antikoru veya her ikisi birden bulunabilir. AIDS’in belirtileri şöyledir:

  • Uzun süreli, açıklanamayan aşırı yorgunluk ve bitkinlik
  • Şişmiş lenf bezleri (kasık bölgesi dışında en az 2 bölgede ve en az 3 ay süreli)
  • 10 günden uzun süren ateş
  • 3 aydan fazla süreyle gece terlemesi
  • Açıklanamayan kilo kaybı (vücut ağırlığının %10'dan fazlası)
  • Deride veya ağız içinde, mor veya farklı renkte geçmeyen lekeler
  • Açıklanamayan, sürekli öksürük veya boğaz ağrısı
  • Nefes darlığı
  • Sürekli, şiddetli ishal
  • Sık tekrar eden mantar enfeksiyonları
  • Vücutta açıklanamayan çürükler veya kolayca meydana gelen kanamalar

    AIDS NEDENLERİ
    AIDS'e, HIV-1 ve HIV-2 virüsleri sebep olmaktadır. HIV-2 virüsü Afrika dışında nadiren görülmektedir. Virüsün kişiden kişiye bulaşma yolları:

  • HIV taşıyıcısı kişiyle vajinal, oral veya anal seks yapılması
  • Damardan uyuşturucu kullananlarda ortak enjektör kullanımı
  • Kan ve kan ürünlerinin nakli
  • Anneden bebeğe kan yoluyla veya sütle geçiş

    Genel kanının aksine, AIDS çok bulaşıcı bir hastalık değildir. Öpüşme yoluyla, tuvalet oturaklarıyla, dokunmayla, günlük hayatımızdaki cisim ve araçların ortak kullanımıyla, yiyeceklerle HIV virüsü bulaşmaz.

    AIDS TEDAVİSİ
    Henüz AIDS’e neden olan virüse karşı tam anlamıyla etkili bir ilaç veya koruyucu aşı geliştirilememiştir. Tüm dünyada bu yöndeki çalışmalar yoğun olarak devam etmektedir. AIDS’te genel tedavi şekli, fırsatçı enfeksiyonların veya tümörlerin tedavisine yöneliktir. Antiviral ilaçlar aşağıdaki kombinasyonlar şeklinde AIDS tedavisinde uygulanmaktadır:

  • Zidovudine (AZT), didanosine (ddI), dideoxycytidine (ddC)
  • Proteaz inhibitörleri: Nelfinavir, ritonavir, indinavir ve saquinavir

    Genital Herpes
    Genital Herpes çok sık rastlanılan cinsel yolla bulaşan hastalıklardandır. HSV2 virüsü tarafından oluşan tekrarlayan kaşıntı, yanma, acıma hissiyle başlayan içi su dolu kabarcıklarla kendini gösteren hekimi de hastayı da bıktıran bir hastalık tablosudur. Genital Herpes karşı tarafa bulaştığı zaman rahim ağzı kanseri oluşturabilir. Genital Herpes hastalığının kesin tedavsi bulunmamaktadır, ancak kullanılan ilaçlar virüsleri baskılayıcı olarak kullanılmaktadır. Genital Herpes hastalığının tedavisinde vücut direncinin güçlülüğü önemlidir.

    Genital Siğiller(Kondilomata Aküminata, Molluskum Kontagiosum)
    Bu grup hastalıklarda giderek yaygınlaşan bir durum göstermektedir. Genital siğillerin etkenleri virüslerdir. Bu virüsler son derece inatçı olup klinik tablo tekrar edebilmektedir. Genital siğiller karşı tarafa bulaşınca da rahim ağzı ve bazı diğer kanserlere yol açabilmektedir. Genital siğillerin tedavilerinde yakma-dondurma yöntemi, değişik ilaç tedavileri, cerrahi ve benzeri tedaviler uygulanmaktadır.

    Hepatit B
    Hepatit B,karaciğer iltihabı anlamına gelen hepatit hastalığının etkeni olan virüslerden bir tanesidir.Hepatit B hastalığının meydana getirdiği hastalık,çok ağır tablolara neden olabilmektedir.Hepatit B virüsü,esas olarak karaciğerde yerleşir,orada çoğalır ve zamanla karaciğeri tahrip edecek boyutlara ulaşabilir. Kuluçka süresi 2-6 ay arasında değişmektedir. Bu süreler sonunda gözlenebilen Hepatit B hastalık belirtileri; Aşırı halsizlik ve yorgunluk hissi, iştah kaybı, bulantı, kusma, deride ve göz aklarında sararma, idrar renginde koyulaşma, karın ağrısı, karaciğer bölgesinde hassasiyet Hepatit B hastalığının belirtileri olarak özetlenebilir.

    Hepatit B, kan yoluyla ve çok sıklıkla da yakın temasla (kan dışındaki vücut sıvıları:tükürük,ter,cinsel organ sıvıları) bulaşır. Derideki bir çatlak yada açık yara ile temas eden bir damla kan yada tükürük bile hastalığın bulaşması için yeterli olabilmektedir. Taşıyıcı anneden bebeğine de doğum esnasında bulaşabilir.

    Hepatit B’nin en önemli ve yaygın bulaşma yolu korumalı da olsa cinsel ilişkidir,çünkü ter ve tükürük gibi vücut sıvılarıyla dahi geçişleri olabilmektedir.Kan ve kan ürünlerinin nakli,kirli enjektörlerin kullanımı (örneğin uyuşturucu bağımlılarında olduğu gibi hijyenik olmayan şartlarda ortak kullanılan enjektörlerle), yeterli sterilizasyonun yapılmadığı cerrahi girişimler, kuaför ve berberlerdeki iyi sterilize edilmemiş manikür ve pedikür setleri, tıraş bıçakları, makaslar, steril olmayan aletlerle yapılan sünnet,kulak delme işlemleri ve ortak kullanılan diş fırçaları Hepatit B virüsünün bulaşmasına sıklıkla aracılık etmektedir.

    Hepatit B hastalığı tedavisinde direnç arttırıcı yöntemler kullanılmaktadır.

    Klamidyoz
    Kalmidyoz hastalığı Klamidya Trakomatis denilen mikroorganizmalarla oluşur. Yanma, akıntı, sık sık tuvalete çıkma, kaşınma gibi belirtiler oluşturur. Klamidyoz tedavisinde antibiyotikler kullanılmaktadır.

    Kandidiyazis
    Kandidiyazis, Kandida Albikans denilen mikroorganizma ile oluşur. Kandidiyazis hastalığında vucut direnç sisteminin kırıklığının önemi vardır. Sık sık tuvalete çıkma, yanma, şiddetli kaşıntı, kesilmiş süt manzaralı akıntı Kandidiyazis hastalığının en önemli belirtisidir. Kandidiyazis hastalığı tedavisinde antimikotik ajanlar kullanılmaktadır. Ayrıca kandidiyazisi oluşturan alt yapının da ortadan kaldırılması tedavide önemlidir.

    Trikomoniyazis
    Trikomoniyazis hastalığında Trikomonas Vaginalis denilen mikroorganizma etkendir. Pis kokulu köpüklü yoğun akıntı Trikomoniyazis hastalığının belirtisidir. Trikomoniyazis’in tedavisinde antibiyotikler kullanılmaktadır.

    Kasık Biti(Pedikülozis Pubis)
    Kasık biti sık rastlanan paraziter bir hastalıktır. Bu hastalık kasık bölgesinde kaşıntı ve renklenme ile kendisini belli eder. Tedavilerinde antiparaziter ilaçlar kullanılmaktadır.

    Uyuz(Gale-Skabies)
    Uyuz, Sarkoptların oluşturduğu direkt ve indirekt temaslarla bulaşabilen bir hastalıktır. Uyuz Hastalığı gece kaşıntısı ve çok çeşitli deri belirtileri ile kendisini belli eder. Uyuz tedavisinde antiparaziter ilaçlar kullanılmaktadır.

    Behçet Hastalığı
    Behçet Hastalığı, 1937’de Ord. Prof. Dr. Hulusi Behçet tarafından tanımlanan sebebi henüz bilinmeyen sistemik iyileşme ve kötüleşme dönemlerinin olduğu ağızda ve genital bölgede yaralar, gözde iltihaplanmalar, ciltte iltihaplı deri döküntüleri, eklem ağrıları, iç organ hastalıkları, sinir sistemi tutulmaları, dolaşım sistemi tutulmaları ve buna benzer birçok belirtinin birlikte veya birkaçının bir arada olabildiği hastalık tablosudur. Behçet hastalığı daha çok akdeniz kuşağında görülmekte olup henüz ideal bir tedavisi bulunmamaktadır.

    Behçet hastalığı tedavisinde daha çok belirtilerin giderilmesine yönelik uygulamalar kullanılmaktadır.


    DERİ HASTALIKLARI
    Sedef(Psoriasis)
    Sedef, deride kırmızı zemin üzerinde sedef renkli kabuklarla kendini gösteren kronik bir deri hastalığıdır. Sedef hastalığının henüz tam sebebi bilinmemektedir. Ancak psikolojik ve fiziksel travmaların tetikleyici faktör olduğu bilinmektedir. Sedef hastalığının birtakım şekilleri vardır. En basiti görüntüden ibaret olabilen sedef hastalığının eklemleri şişiren, tüm vucudu toplu iğne başı dahi sağlam deri bırakmayacak şekilde saran içi iltihaplı insanları öldürebilen tipleri bulunmaktadır. Sedef Hastalığı tedavisinde ilaç tedavileri, puva denilen tedavi yöntemleri ve değişik birçok tedavi yöntemi uygulanmaktadır. Sedef Hastalığı için henüz ideal bir tedavi yöntemi bulunamamıştır.

    Mantar Hastalıkları
    Yüzeyel ve derin mantar hastalıkları olarak görünmektedir. En sık rastlanan deri hastalıklarının başında gelmektedir. Kainatta 500.000 mantar türünün olduğu bilinmektedir. Bunun 100-150 kadarı hastalık yapmaktadır. Mantar hastalığına, saçlı deri, normal deri, tırnak, mukoza, deri altı dokuları tutulabilmektedir. Mantar hastalığında, bulunduğu yere göre kaşıntı, saç dökülmesi, tırnak kırılması, tırnak kalınlaşması, pullanma, beyazlanma, kızarma, belirtileri görülebilmektedir. Mantar hastalığı,direkt ve dolaylı olarak bulaşabilmektedir.

    Mantar hastalığı tedavisinde çok miktarda mantar ilacı bulunmaktadır. Bunlar tablet şeklinde, krem şeklinde, solüsyon şeklinde kullanılmaktadır. Ancak en dertsiz ve ucuz yöntemi mantarı bulaştırmamak olduğu bilinmelidir. Mantar hastalığına yakalanmamak için kurulanmaya, vucut bölgelerinin havasız bırakılmamasına, vucut direnç sistemin güçlü tutulmasına, uzun süreli direnç sistemini kıran ilaçların(antibiyotik, kortikosteroid vb.) ilaçların kullanılmamasına özen gösterilmelidir.

    Vitiligo(Ala)
    Vitiligo derinin bir renk kaybı hastalığıdır. Melanosit denilen deriye renk veren hücrenin melanin denilen pigmenti üretememesi durumunda Vitiligo oluşur. Vitiligo daha çok psikolojik ve fiziksel bir travma sonucu ortaya çıkabilmektedir. Bazen kansızlık, şeker hastalığı da bu tablonun oluşumunu kolaylaştırabilmektedir.
    2001 yılı başında ani bir üzüntü neticesinde benim de yüzümde yaygın vitiligo tablosu oluştu. Bu tablonun oluşması bir dermatolog olarak bende normal insanlardan çok daha fazla tedirginlik uyandırdı. Çünkü vitiligo hastalığının tedavisi kolay olmadığı için ve bunun hastalarımız tarafından tam olarak bilinmediğinden toleranslarının güç olacağını düşünmem bu tedirginliğimi arttırdı. Ancak klasik vitiligo tedavisi yöntemlerinin başta geleni puva tedavisi ile bir ay içinde sonuca ulaştım. Bugüne kadar da klinik tablo tekrarlamadı. Bu bende hem hekim olarak hemde vitiligo hastalığı geçiren bir hasta olarak çok daha fazla tecrübe oluşmasına neden oldu. Katıldığım tv programlarında vitiligo ile ilgili sorular geldiği zaman anlattığım bu durum bana çok sayıda vitiligolu hastanın gelmesine sebep oldu. Onların tedavilerine de katkıda bulunmuş oldum.

    Vitiligo tedavisinde puva yöntemi ve destekleyici tedavi yöntemleri kullanılmaktadır. Vitiligo tabloları son yıllarda giderek artış kaydetmektedir. Halen tedavisini yaptığım yüzlerce vitiligolu hasta bulunmaktadır.

    Saç Dökülmeleri
    Saç dökülmeleri yaygın ve lokal olabilmektedir. Birçok kişinin sorunu olarak ortaya çıkmaktadır. Genel saç dökülmelerinde saçın yağlılığı, mevsim değişiklikleri, demir-çinko vb. maddelerin eksiklikleri, hormon bozuklukları, ateşli hastalıkları vb. birçok faktörün etkisiyle oluşabilmektedir. Doğal olarak günde yüz tane saçın döküldüğünü bilmemiz gerekmektedir. Çünkü saçın yaklaşık 3 yıl(1000 gün) ömrü bulunmaktadır. İnsanda da yaklaşık yüzbin saç bulunmaktadır. Saç sayısının ömür gün sayısına bölünmesiyle ortaya çıkan rakam 100 olmaktadır. Saç dökülmelerinin daha fazla olması dökülen saçların yerine çıkmaması sonucunda açıklıklar oluşmuşsa muhakkak uzmana müracaat edip tedavi gereği yerine getirilmelidir. Birçok spekülatif tamamen kazanca yönelik yönlendirmelerden uzak durmak gerekmektedir.

    Bölgesel Saç Dökülmeleri(Pelad)
    Daha çok halk arasında saç kıran adıyla anılan bir tablodur. Ancak gerçek saç kıran bu değidir. Bu da tamamen strese bağlı olarak gelişebilen local saçsızlık halidir. Bulaşıcı olmayıp hasta tarafından heyecan ve tedirginlikle karşılanmaktadır.

    Bölgesel saç dökülmelerinde çok etkin tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Bu konuda da çok yoğun hasta sirkülasyonum bulunmaktadır. İlgili bölgeye deri içi yapılan ilaç uygulamasıyla sonuca gidebilmekteyiz ve tedaviler çok yüz güldürücü olmakta bir ay sonra sonuç alınmaktadır.

    Deri Kanserleri
    Deri kanserleri günümüzde çok daha yaygınlaşmış ve önemli hale gelmiş bulunmaktadır. İnsan ömrüne en küçük bir eksiklik oluşturmayacak kanser türleri olduğu gibi birkaç ay içinde insanı öldürebilen kanser türleri de bulunmaktadır(Maliğn Melanoma gibi). Deri kanserinden korunmak için özellikle açık tenli çok benli insanların güneşten korunmaları, banyo yaparlarken vucutlarını tahriş etmemelerini, vucuttaki benlerde ani büyüme, renkte ani değişme, kanama odaklarının oluşması gibi değişikliklerde hemen uzmana müracaat etmesi gerekmektedir.

    Deri tümörleri iyi huylu, pre kansöröz, kötü huylu gibi sınıflara ayrılabilmektedir. Benlerin incelenmesi konusunda dermatoskop denilen aletler kullanılmaktadır. Ancak kesin tanı parçanın çıkartılıp histopatolojik incelenmesiyle konulabilmektedir.

    Akne(Ergenlik Sivilceleri)
    Akne daha çok genç insanlarda vucut yağ salgısıyla ilgisi olan bir klinik tablodur. Ancak her yaşta akne olabilir. Akneler bazen psikolojik açıdan tolere edilemeyecek düzeyde olabilir. Kalıcı izler bırakabilir. Hayatın ileriki dönemlerinde bile bu tür sivilcelenmelere rastlanabilir. Çok spekülasyon yapılabilen bir durumdur. Aknenin çok etkin tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Ancak çok da istismar edilip kozmetik ürünlerle çoğu kez tedavi edilmeye çalışılıp çok daha kötü durumlarla karşılaşılabilmektedir. Akne tedavisinde uzman tarafından gereken tetkik ve etkili tedaviler yapılabilmektedir.
  •  
     
           
    copyright © 2008-2009 Her Hakkı Saklıdır.